eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2019 Pazar

Okullar açılıyor

Herkese Merhaba,
Yeni bir eğitim ve öğretim yılına daha geldik, yarın okullar açılıyor. Derin bu yıl 4.sınıfa gidecek. Bu hafta sonunu okul alışverişi ve hazırlıklarına ayırdık. Son güne kaldığımız için ayakkabı bulmakta çok zorlandık. Olan yerlerde de numara kalmamıştı. Kıyafet, ayakkabı ( bu arada Derin 10 yaşında ayakları 36 numara olmuş), kırtasiye ve kitaplar derken hepsini tamamladık. Bütün kitap ve defterler etiketlendi, çantası da hazır. Heyecanla yarın sabahı bekliyoruz. Siz de durumlar nasıl? 
Tüm öğrenci ve öğretmenlerimize güzel bir eğitim yılı diliyorum.
Sevgiler,
Nüket



20 Aralık 2015 Pazar

Okul öncesi çocuklar için uyku düzeni

Uyku çocuklarımızın zihinsel ve bedensel gelişimi için çok önemlidir.  Okul öncesi çocuklarımızın yeterli uyku alması için 10-12 saat arasında uyuması gerekir. Sağlıklı bir uyku uyursa ertesi güne daha neşeli başlayacaktır, algısı daha açık olacaktır.

Sağlıklı uyku içinde yatmadan önce her gün aynı saatte, aynı şeyleri yaparak düzenli günlük bir rutin oluşturulmalıdır.

Eşinizle önceden konuşarak, çocuğunuz için bir uyku stratejisi belirlemeli ve işbirliği içinde hareket etmelisiniz. Biliyorum her çocuk farklı ama deneyerek sizin ve çocuğunuz için en iyi rutini bulacağınıza eminim. Bizim tecrübelerimize dayanarak  yaptıklarımızı yazmak istedim. İşte bizim uyku düzeni için oluşturduğumuz rutin, yaptıklarımız ve yapmadıklarımız...
  • Uyumadan önce kısa süre sakin oyunlar oynayın. Puzzle yapmak gibi.
  • Sırasıyla süt içmek, pijamalarını giymek, tuvaletini yaptıktan sonra dişlerini fırçalamak, seçeceği bir kitabı okuduktan sonra ışıkları kapatarak "İyi geceler" deyin. :)
  • Çocuğunuzla uykudan önce o gün hakkında konuşun. Bizim günlük tutmaya alışması için yaptığımız "Mutluluk defterimiz" var. O günkü duygu ve düşüncelerini anlatıyor ve ben de kısaca deftere tarih atarak yazıyor
  • um. Sonra defterin sayfasına kendisi istediği bir resmi yapıyor.
  • Hafif bir müzik de çocuğunuzun uykuya dalmasına yardımcı olur.
  • Yatmadan önce çocuğunuzun televizyon seyretmesine ve bilgisayarda oyun oynamasına izin vermeyin. Çocuğunuzun odasına televizyon koymayın.
  • Derin öğle uykusunu 3 yaşından sonra bıraktı. Şimdi 5 yaşında ve kesinlikle öğlen uyumuyor ama bazen çok yorgun olduğu günlerde, öğleden sonraları hatta akşamüstleri içi geçer gibi olduğu an müdahale ediyorum, gündüz uyumak yasak, yoksa bütün gece oturuyor.
  • Her gün aynı saatte yatırın. Biz 19.30'da uyku zamanı diyoruz ve uyku rutinlerini gerçekleştirdikten sonra 20.00 'de yatağa girmiş oluyoruz. Sabahları da 07:00'de uyanmış oluyor. Daha küçükken aynı saatte yattığı halde 06:00 gibi uyanıyordu. Uyku saatlerinden kesinlikle taviz vermiyoruz. Bazı özel 
  • günlerde anne, babanın doğum gününde evde bir kutlama olacaksa ya da kendi doğum gününde, yılbaşı gecesi "İstediğin saatte uyuyabilirsin." dedik, en geç 22.30'a kadar dayanabilmişti.
  • Odası sessiz, karanlık ama kapısı açık olmalı.
  • Odası ne çok sıcak ne de soğuk olmalı.
  • Uyumadan önce çocuğunuza sıcak çikolata, çay, gazlı içecekler, çikolata vb. gibi kafein içeren yiyecek ve içecekler vermeyin.
  • Uykuya dalması için sevdiği yumuşak bir oyuncağını yanına verebilirsiniz.
  • Uyumadan önce her zaman bir şey daha isterler. Tuvalete gitmek, su içmek, bir
  • kitap daha okumak. Çocuğunuzun yatmadan önce rutinleri tamamlandığında, yataktan kalkması için bir nedeni olmadığını söyleyin. Eğer bu kuralı bir kere yıkarsanız her gece aynı şeyi isterler.
  • Çocuklar anne ve babalarıyla yatmayı çok sevseler de yataklarında uyumaya alışmaları gerekir. Bizim evde kural sadece ateşli olduğu günler bizim yanımızda yatmasıdır. Gün içinde çocuğunuza herkesin gece kendi yatağında uyuduğunu söyleyin. Gece yatağınıza geldiğinde 
  • usulca alın, tekrar kendi yatağına yatırın. Bunu bir kaç kez tekrarlayacak, ısrarcı olacaktır. :) Kararlı olun pes etmeyin.
  • Odasında uyumasına teşvik etmek için bir uyku panosu hazırlayabilir, yatakta kaldığı her gecenin sabahında panosuna yapıştırabilmesi için onu bir stickerla ödüllendirebilirsiniz.
  • Çocuğunuz ağlayarak uyanırsa, odasına giderek ateşini kontrol ettikten sonra sağlığıyla ilgili bir problem olmadığından emin olduktan sonra, çocuğunuzu sakinleştirmek için yavaşça konuşarak yanında olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Çocuğunuza ne rüya gördüğünü sormayın çünkü çocuğunuz muhtemelen uyanık değil. Sadece sessizce başucunda oturup bekleyin, çabucak tekrar uykuya dönecektir.
  • Çocuğunuza iyi uyku alışkanlıkları öğretmek için asla geç değildir. Tutarlı olursanız sonunda kazanan siz olacaksınız. :)

    Sevgiler :)
    Nüket
    www.biricikdunyam.com'da yayınlanan yazım

3 Mart 2015 Salı

Röportaj: Semiha Berksoy Opera Vakfı

Bu hafta çocuklarımız için sanatla iç içe olabilecekleri harika bir kurumdan bahsetmek istiyorum; Semiha Berksoy Opera Vakfı.

Vakfın Genel Müdürü Sayın Oğul Aktuna ile vakıf ve çocuklara verdikleri eğitimler hakkında konuştuk.
– Semiha Berksoy Opera Vakfı ne zaman kurulmuştur?
Semiha Berksoy Opera Vakfı 1996 yılında kurulmuştur. Merkezimiz ise 2008 yılında açılmıştır.
– Vakfın misyonu nedir?
  • Semiha Berksoy’un eserlerinin korunması ve tanıtımının devam etmesi,
  • Günümüzde bu eserlerin dünyanın en önemli sanat merkezleri ve müzelerde sergilenmesi,
  • Performanslarının koordinasyonu ve arşivlenmesi,
  • Bu çalışmaların ülkemizde tanıtım ve izleyiciyle buluşmasının sağlanması,
  • Sanatçının opera yaşamı, yüksek dramatik ses performanslarının yayılarak genç sanatçılar için yararlı kaynak oluşturulması,
  • Sanat yaşamımızda böyle nadir rastlanır ve çok yönlü ikon bir sanatçının yeni kuşaklarla her boyutta buluşturulması,
  • Berksoy Sanat Akademisi’nin misyonunu oluşturmaktadır.
    – Çocuklar için hangi eğitimleri veriyorsunuz?
    Çocukların küçük yaşlardan itibaren sanatla tanışmaları, sanatla birliktelik ve giderek sanatın içinde büyüme artık günümüzde büyük bir önem kazanmıştır. Çocuklara yönelik olarak 4-14 yaş akademik eğitim programları içinde, yaratıcı drama, bale, müzik (piyano, keman, gitar) ve konservatuvara hazırlık (tiyatro) eğitimleri vermekteyiz.
    -Yaratıcı Drama’nın amacı nedir ve hangi yaş çocuklar için uygundur?
    Bu programın amacı;
  • Çocukların iletişim becerilerini geliştirmelerini,
  • Kendini ifade etme yeteneğinin ve özgüvenlerinin gelişimini sağlamak,
  • Sorumluluk becerisi ve ekip çalışmasını aşılamak,
  • Empati ve problem çözme becerisini ilerletmek,
  • Yaratıcılık ve estetik gelişim anlamında ilerlemelerini sağlamak,
  • Olumlu düşünmek ve önyargıların kırılması gibi alanlarda ilerleme kaydetmelerini sağlamaktır.
  • Utangaç, içe kapanık ve kendini ifade edemeyen çocuklar için de faydalı bir eğitimdir.
    Değişik yaş gruplarına göre düzenlenen yaratıcı drama dersleri, 4-16 yaş arasındaki çocuklar için uygundur.
    – Çocuklarımız Yaratıcı Drama eğitimi sonucunda neler kazanır?
    Yaratıcı Drama sonucunda çocuklardaki farkındalık artar ve gelişim gözlemlenir. Özellikle,
    • İletişim Becerileri (Kişisel-Sosyal-Kurumsal)
    • Sorumluluk Becerisi ve Ekip Çalışması
    • Empati Becerisi
    • Yaratıcılık ve Estetik Gelişim
    • Kendini İfade Etme-Özgüven
    • Problem Çözme Becerisi
    • Yaratıcılık ve Estetik Gelişim
    • Olumlu Düşünme ve Önyargıların Kırılması
    • kazandırılmaya çalışılmaktadır.
      – Bale eğitimi hakkında da biraz bilgi alabilir miyiz?
      Bale eğitimimiz de çocuklarımız balenin temel hareketlerini öğrenerek hareket kapasitelerini genişletirler, ritim duygusu kazanırlar.
      Bale eğitimi sayesinde sağlam bir dans altyapısı kazanırken, fiziksel olarak ve ruhen gelişmiş bir estetik duygusuna, duyarlılığa, bilince ve iç disipline sahip bireyler olarak yetişmektedirler.
      4-12 yaş arası çocuklarımız içindir.
      – Piyano eğitimin de amaç nedir, çocuklarımızı kaç yaşından itibaren piyano eğitimine başlayabilir?
      Piyano küçük yaşlardan itibaren en popüler eğitimdir. Aileler çocuklarının önce piyano eğitimi almalarını istiyorlar. 4 yaşından itibaren eğitimlerimiz başlar ve ergenlik yaşlarına kadar (14-15 yaş) piyano eğitimimiz devam eder.
      Piyano eğitimindeki amacımız, öğrencinin solfej ve temel piyano tekniğini öğrenmesini ve geliştirmesini sağlamaktır.
      Müzik eğitiminde keman ve gitar da piyano gibi 4 yaşından itibaren mi başlıyor?
      Hayır, keman ve gitar için uygun yaş minimum 5-6 olmalıdır.
      – Eğitimleriniz sonunda çocuklarımızın performanslarını sergileyebilecekleri bir etkinlik yapılıyor mu?
      Evet her yıl haziran ayında Ortaköy Afife Jale sahnesinde okulumuz öğrencileri sahnede performanslarını sergileyerek aileleri ile beraber, güzel bir gün geçiriyorlar.
      – Konservatuvara hazırlık, Tiyatro eğitiminin hedefi nedir?
      Devlet ve Vakıf üniversitelerinin sınavlarını kazanmalarını sağlamaktır.
      – Ne kadar bir sürede konservatuvara hazırlanıyorlar ve hangi yaş aralığındaki öğrencilere eğitim veriyorsunuz?
      Aylık 16 saat, bütün bir yıl devam eden eğitimlerimize 16-24 yaş grubundaki öğrenciler kabul edilmektedir.
       Konservatuvara hazırlık eğitiminde nasıl bir program izliyorsunuz?
      • Ses nefes ve beden egzersizleri
      • Konsantrasyon çalışmaları
      • Kişiye özel tirad seçimleri
      • Seçilen tiradların öğrenciyle birebir olarak çalışılması
      – Vakfın internet sitesi var mı, size nasıl ulaşabiliriz?
      Bize www.semihaberksoyoperavakfi.org adresinden ulaşabilirsiniz.
      Bu röportaj için Sayın Oğul Aktuna’ya sonsuz teşekkürler…
www.biricikdunyam.com'da yayınlanan yazım.

Dil Eğitimimizde Mutlu Son...

Daha önce yazdığım “Artık ben bir anneyim, o ise daddy” başlıklı yazımda, başımızdan geçenleri, yaptığımız hataları ve bütün tecrübelerimizi ikinci yazımda paylaşacağımı söylemiştim. Derin yaklaşık bir ay sonra 5 yaşında olacak ve biz ikinci dil konusunda çok önemli bir yol katettik.
Sadece ingilizce okuma ve yazması kaldı, onu da değerli öğretmenlerimize bırakıyoruz :)bizden bu kadar…
Derin’e ingilizceyi doğumdan itibaren öğretmeye kalkınca tabii herkesin direkt olarak “Aaaa, çocuk geç konuşacak.” diye itirazıyla karşılaştık. Aslında iki dilde konuşan çocukların yaşıtlarına oranla biraz geç konuşması zaman zaman görülen bir durum olsa da sadece geçici bir durum. Yaş biraz ilerledikçe aradaki fark tamamen ve hızla kapanıyor.
Çocukların doğumdan itibaren birden fazla dille muhatap olmalarının akıllarını karıştıracağına dair yaygın bir inanış var. Fakat bu böyle değil. “Raising a Bilingual Child” kitabının yazarı Barbara Zurer Pearson’a göre bebekler ilk aylardan itibaren iki dili birbirinden ayırt edebiliyorlar. Özellikle, Fransızca ve Arapça gibi bir birinden çok farklı olan dilleri ilk aylardan itibaren ayırt edebildikleri söyleniyor. Eski zamanlardan kalan “İki ayrı dil çocukların kafalarını karıştırır.” söylemi büyük ihtimal ile göçmenlerin dillerinden vazgeçip ingilizceyi benimsemeleri için bir bahane olabilir.

Bir de şöyle düşünün; çocuğunuz biraz geç konuşsa bile iki dil konuşabiliyor olacak… Siz çok erken ama tek dil konuşmasını mı tercih edersiniz?
Bizim durumumuzda ise Derin türkçeyi erken bile konuştu diyebiliriz. İngilizce anlıyor fakat konuşmuyordu. Aslında konuşmuyordu demek hata olur. Durum şu ki, eşim Derin ile sürekli ingilizce konuşuyordu, Derin’de konuşmaya başladığı ilk dönemlerde ona ingilizce cevap vermeye çalışıyordu fakat ne zaman eşimin türkçeyi anladığını fark etti, bütün ingilizce konuşma çaba ve hevesi yok oldu. Eşim ona ingilizce konuşunca direkt türkçe cevap vermeye başladı. Biz ilk başlarda ingilizceyi tamamen anlıyor diye sevinelim mi yoksa türkçe cevap veriyor diye üzülelim mi bilemedik. Biraz araştırmadan sonra aslında eşimin kendisine türkçe söylenen şeyleri anlamamazlıktan gelip Derin’in onunla ingilizce konuşmasını sağlamaya çalışması gerektiğini öğrendik fakat bu bize çok yapay ve çocuğu strese sokabilecek bir yol gibi geldi. Hem o kadar sıkıntıya girmek istemedik hem de eşim aradaki iletişimi bozacak bir şeye izin vermek istemedi. Nasıl istiyorsa konuşsun, büyüyünce herhalde düzelir diye kestirip attı:) Zaman içinde Derin ingilizce kelimeleri türkçe cümlelerin içine katmaya başladı, sonra da kendi kendine ufak ufak ingilizce cümleler kurmaya başladı. Hiç bir şeye zorlamadık onu. Hiç bir şekilde ders gibi ingilizce eğitimi vermedik. Herşey tamamen doğaldı. Sonra fark ettik ki Derin hemen hemen 3 yaşına geldiğinde türkçe bilmeyen Amerikalı alt komşumuz Brandon ile ingilizce konuşmaya çalışıyordu çünkü onun türkçe bilmediğinin tamamen farkındaydı. O andan itibaren her şey kolaylaştı bizim için. Anladık ki, evet denilenler doğruymuş. Eğer bir çocuk ikinci bir dili anlıyor ise; sabır gösterilir ve beklenir ise o dili kullanmaya devam etmek şartıyla o dili konuşmaya da başlıyor.
5 yaşına girmesine aylar kala Derin artık akıcı şekilde ingilizce konuşmaya başladı. Hatta babası, eee adam sıkıldı tabii, onunla artık türkçe konuşmak istiyor ama bu seferde Derin ona “Benimle ingilizce konuş.” diyor. Kurtuluş yook beyefendiii :)Bu arada şunu da belirtmek isterim ki; iki dil ile büyütülen çocuklarda iki dilin kelimelerinin birbirine karıştırılıp konuşulması geçici bir durum olmakla beraber kafa karışıklığı anlamına gelmemektedir. Uzmanlara göre çocuklar küçük yaşlarda sınırlı sayıda kelime dağarcığına sahipler, dolayısıyla hangi dilde o kelimeye daha hakim ise o kelimeleri seçip konuştuğu için iki dilin kelimeleri birbirine karışık cümleler kurmaktalar ama yaş bir az ilerleyip kelime haznesi genişledikçe artık bir dili kullanırken diğer dilin kelimelerine ihtiyaç kalmadığı için sorun da ortadan kalkıyor.
Kısaca özetlemek gerekirse, en önemli konu disiplinli ve tutarlı olmak ve bunu yıllarca yapabilmek. Çünkü aslında bizler yabancı bir dili nasıl uzun zamanda öğrenebiliyorsak çocuklar da uzun zamanda öğreniyorlar. Ana dillerini bile. O yüzden çok sabırlı olmak ve bunu ders gibi yapmamak gerekir. Her şey doğal olmalı. Eğer bir gün çocuğunuz ile ingilizce konuşur, diğer gün türkçe konuşursanız istediğiniz sonuçları elde edemeyebilirsiniz. Çocuk hiçbir şekilde, hiçbir şeye zorlanmamalı ama zaten doğumdan itibaren başlayan dil eğitimi tutarlı şekilde verilirse çocuk iki dile de tamamen hakim oluyor ve bu ona çok doğal geliyor.
Sevgiler :)
Nüket
Kaynakça: www.babycenter.com
www.biricikdunyam.com'da yayınlanan yazım


8 Aralık 2014 Pazartesi

Yeni yıl Workshop'u


23 Aralık Salı günü Happy Nest'de keçeden yılbaşı çorabı yapacağız.
Beraber keyifli dakikalar geçirmek ve tanışmak için sizleri Happy Nest'e bekliyorum.
Happy Nest Adres:
Kültür Mahallesi
Onaran Sokak
Hareket Sitesi, No: 4
Etiler / İstanbul
Telefon: 0 212 257 85 85- 0 212 257 87 87

Görüşmek, tanışmak üzere :))

Sevgiler 

Nüket


17 Kasım 2014 Pazartesi

Çiftlik Temalı Duyusal Havuz


Biricik Dünyam'da yayınlanan yazım:
Duyusal havuz (sensory tub) okul öncesi dönemde çocukların duyu gelişimine katkı sağlar. Çocuklara keşfetmeleri ve deneyler yapmaları için şans verir. Çocuklar duyusal havuzda ki üç boyutlu nesnelerin renk, doku, obje ve boyutlarını eğlenerek öğrenirler.
Duyusal havuz yapmak için ilk olarak bir konu belirlemeniz gerekir. Örneğin, mevsimler, deniz, çiftlik, uzay, yılbaşı, plaj, okula dönüş olabilir.

Malzemeler

Duyusal havuz hazırlamak için nelere ihtiyacınız var?
1- Büyük, sığ plastik bir küvet
2- Zemin için çeşitli dokular
Kuru dokular:
  • Pirinç ( gıda boyasıyla boyayabilirsiniz)
  • Fasulye
  • Kum
  • Makarna
  • Patlamış mısır
  • Bulgur
  • Çim
  • Misketler
  • ponponlar
  • Deniz kabukları
  • Ufak taşlar
  • Yapraklar
  • Islak dokular:
    • Su
    • Buz küpleri
    • Kar
    • Traş köpüğü
    • Jöle
    • 3- Objeler
    • Zemini hazırladıktan sonra temayla ilgili objeleri küvete yerleştiriyoruz. Karıştırmak, doldurmak ve  boşaltmak için yanına plastik bir bardak ve mini bir kürek veriyoruz.

      Çiftlik Temalı Duyusal Havuz

      Kızım Derin ile beraber yaptığım bu etkinlikte çiftlik temalı duyusal havuz hazırladık. İşte çiftlik temalı duyusal havuz için gerekli adımlar:
      1. Beyaz, geniş plastik bir leğenin dibine bir bez yerleştirdim.
      2. Üzerine mısır tanelerini döktüm.
      3. Bahçeden topladığımız yapraklar, çam kozalakları, kestaneler, meşe palamutları ve küçük tahta parçalarını kullanarak çiftliği andıran bir ortam yarattım.
      4. Çiftlik yapınca elbette hayvancıkları da eklememek olmazdı. Derin’in oyuncakları arasından kuzu, inek, horoz, at gibi çeşitli hayvanlarını temamıza ekleyerek çiftliğimizi tamamladım.
      5. Duyusal havuzu ister siz hazırlayıp çocuğunuza verin, isterseniz de çocuğunuzla beraber hazırlayın.
        Duyusal havuzu her şeyi ağzına sokan küçük  bebeğiniz için hazırlıyorsanız, boğulma tehlikesine karşı içine koyacaklarınıza çok dikkat edin!
        İyi eğlenceler :)    

19 Ekim 2014 Pazar

Ödev yapma alışkanlığı nasıl kazandırılır?



Biricik Dünyam'da yayınlanan yazım: Çocuklarımıza ödev yapma alışkanlığı nasıl kazandırırız?

Okulların açılmasıyla beraber anne-baba ve çocuklar arasındaki ödev gerginliği de başlamış oldu. İşte sistemli bir çalışmayla, çocuğunuza ödev yapma alışkanlığı kazandıracak ve hayatınızı kurtaracak ipuçları:
  • Çocuğunuzun uyku ve yemek saatleri düzenli olmalıdır.
  • Çocuğunuzun ödevini yapması onun sorumluluğudur ve çocuğunuz bunu anlamalıdır. Anne ve baba çocuğun ödevlerini onun yerine kesinlikle yapmamalı ama yardımcı olmalıdır. Ödevleri anne ve babası tarafından yapılan çocuklar tembelliğe ve sorumsuzluğa alışır ve dersini de öğrenmemiş olur. Çocuğunuz ödevini yapmazsa ya da eksik yaparsa okula o şekilde götürmesine izin verin ve kesinlikle öğretmenine bunu siz açıklamayın. Öğretmenine neden ödevini yapmadığı veye eksik yaptığını çocuğunuz kendisi açıklamalıdır.
  • Çocuklarınızı ders çalışmak için zorlarsanız büyük olasılıkla size direnecektir. Bunun yerine “Bugün okul nasıl geçti?”, “Ders çalışırken sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sorabilirsiniz.
  • Çocukların ödev yapma zamanlarını bir rutine oturtmalısınız. Mesela okuldan  eve döndüklerinde bir süre dinlenerek atıştırmalık bir şeyler yiyebilir ve sonra ödevlerini yapabilirler . Ödevleri bittikten sonra çocuğunuzun serbest zamanı olmalı, sevdiği bir oyunu oynamalı ya da isterse arkadaşlarıyla beraber olmalıdır.
  • Ders çalışırken evde uygun ders çalışma ortamı sağlanmalı ve dikkatini dağıtacak unsurlardan çocuğu uzak tutmalıdır. Televizyon, internet, telefon, misafir ve sürekli başında bekleyen anne yada baba çocuğun verimini düşürür. Çocuklarımızın yanına ara sıra uğrayarak onları motive edebilirsiniz.
  • Ödevlerini yapmayan çocuğa hakaret etmeyin, ceza vermeyin. Ödevlerini yapan çocuğa maddi ödül vermeyin, çabasını övün.
  • Çocuğunuzun ders çalışacağı özel bir alanı olmalı ve gerekli tüm araç-gereçler temin edilmelidir.
  • Çocuğun çalışma alanının düzenli olması akademik başarıda önemli faktördür.
  • Çocuklarımızın çalışmalarını  daima takip etmelisiniz. Çocuğunuzun ödev olarak neler yaptığını sorarak gözden geçirmelisiniz.
  • Yaptığı projelerle ilgili önerilerde bulunmak için çocuğunuzdan izin istemelisiniz.
  • Ders çalışma süresini çocuğunuzun yaşına göre ayarlamalısınız. İlkokula giden bir çocuk 15 dakika odaklanabilirken, lise öğrencileri bir saatten fazla odaklanabilir. Çocuğunuza arada kısa molalar verdirerek ders çalıştırmaya devam edebilirsiniz.
  • Çocuğunuzun zihnindeki bilgiler henüz taze olacağı için, hafta sonu ödevlerini cuma günü yapması için teşvik edin.
  • Çocuğunuzu asla başka çocuklarla hatta kardeşiyle bile kıyaslamayın.

  • Sevgiler :)
    Nüket

16 Ekim 2014 Perşembe

Okula dönüş ile ilgili merak edilenleri sorduk

Biricik dünyam için Klinink Psikolog Pınar Mermer ile yaptığım röportaj...
Okulların açıldığı şu günlerde, çocuklarımızın okula başlamasıyla ilgili olarak, anne-babaların cevap aradığı bazı soruları klinik psikolog Pınar Mermer ile konuştum.
Anaokuluna başlama yaşı kaç olmalıdır ve anaokulunun faydaları nelerdir?
Okul öncesi eğitim, çocukların başka çocuklar ve yetişkinlerle birarada olması, özgüvenlerinin gelişmesi, kurallara uyma ve en çok da eğlenerek, bol bol oyun oynayarak öğrenmesi için son derece önemlidir. Okul hayatına hazırlık yapmaya erken başlamak ve tabii iyi bir hazırlık dönemi geçirmek psikolojik ve fiziksel gelişim açısından faydalıdır.
Anaokuluna gitmek istemeyen çocuklarımıza nasıl davranmalıyız?
Okula gitmek istememenin nedenleri araştırılmalı. Okul öncesi dönemde bakım veren (anne, baba, büyükanne, büyükbaba, bakıcı) kişiden ayrılma denemeleri yapılmadıysa, çok fazla içiçe kalındıysa çocuk bu ayrılığa zor alışabilir. Bazen bakım veren kişi çocuktan ayrılmakta çok zorlanır, çocuk bunu fark eder ve o kişiyi bırakmaz. Örneğin sınıf kapısına yönelen çocuk için bir anne, öğretmene “Şimdi döner o, beni bırakamaz.” derse çocuk bunu duyar ve anneyi bırakmaz. Bazen bir büyükanne içten içe torunuyla evde olmaktan öyle memnundur ki, okula gitmesi hayatının anlamının kaybolması gibidir. Bu nedenle çocuğun özgürleşmesine izin veremiyor olabilir. Bazen de evde huzursuz bir ortam, mutsuz kişiler olması, evde ilginç bir misafir veya annenin ilgileneceği bir kardeş olması okula gitmeyi zorlaştırır.
Yaz tatilinden çıkıp okullarına geri dönen çocuklarda bir bocalama görülüyor. Çocuğumuzun okula uyumunu nasıl kolaylaştırırız?
Bazen birinci sınıftansa ikinci sınıf başlangıcında, uzun bir hastalık dönemi sonrası veya birkaç günlük  tatil sonrası okula uyum sorunları yaşanabilir. Çocuğu okul başlamadan hazırlamak, okulda ortamının iyi olduğundan emin olmak, evde de çocuğun kendine yetebilmesi, kendi kendine kalabilmesi için çalışmalar yapmak iyi gelebilir. Bir oyun terapisti olarak oyunu tavsiye edeceğim. Çocukla mutlaka okul-öğretmen-öğrenci oyunları oynanmalı. Bu oyunları tamamen çocuğun yönlendirmesine izin vermeli. Çocuğun oyunda verdiği mesajları iyi değerlendirirsek onun hem rahatlamasını sağlarız, hem de asıl sıkıntısının ne olduğu hakkında fikrimiz olur.
Okula ilk defa başlayacak çocuklar için, bazı kaynaklarda, çocuğu okula bırakıp kısa bir veda seremonisinden sonra uzaklaşma, bazı kaynaklardaysa çocukla bir müddet okulda beraber olduktan sonra ayrılma öneriliyor. Sizce hangisi doğru?
Çocukla okulda uzun uzun kalmayı da, çok kısa vedaları da önermem. Her aile ve çocuk farklıdır. Bazı çocuklar için birkaç gün daha okulda kalmak, her seferinde ayrılık süresini biraz daha uzatmak işe yararken, bazılarında hızlı bir geçiş daha sağlıklı olur. Bazı okullar kapıyı kapatıp çocukların uzun uzun ağlamasına aldırış etmeden anneyi dışarıda bekletiyor. Bu bana doğru gelmiyor. Ancak bir yandan çocuk artık hazır, anne gitmek istemiyorsa, bu durumda anneyi cesaretlendirmek gerekebilir.
Ders çalıştırmada ebeveynlerin yaklaşımı nasıl olmalıdır?
Ödevler ve dersler çocuğun sorumluluğundadır bunu unutmayalım. Eğer okuldan çocuğun yapamayacağı ağır ödevler geliyorsa bunu tartışabilirsiniz. Bir ebeveynin öğretmen rolü alması ilişkiyi çok zorlar. Çocuklarımıza masa başında oturmayı, verilen sorumluluğu yerine getirmeyi zaten zamanla öğretmişizdir. Şimdi bunu ara ara takıldığı yerlerde yardım ederek okula uyarlama zamanı… Ancak çocuğumuzun her ihtiyacını biz giderdiysek ve hala çantasına defter ve kitabını biz yerleştiriyorsak burada bir sıkıntı olabilir. Önce birlikte yapmayı öğretip, sonra tek başına bir şeyler yapması için yüreklendirmeli.
Birinci sınıfa erken başlamak başarısızlığa neden olur mu? Çocuklarımıza okul olgunluğu testi yaptırmalı mıyız?
Birinci sınıfta erken başlamayı önermiyorum. Çocuklar okul öncesi dönemde ne kadar oyun oynarsa o kadar iyi. Okula olması gerekenden erken başlayınca, okul beklentilerini karşılayacak fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal gelişimleri tamamlanmamış oluyor. Okul olgunluğu testleri uygulanabilir. Bence duygusal olgunluk hepsinden önemli. Erken okula başlamak eskisi gibi tercih edilen birşey değil. Çocukların gereksiz baskı altında olmasına, kendilerinden beklentinin yükselmesine sebep olabiliyor.
Çocuğumuza okul seçerken nelere dikkat etmeliyiz?
Okul seçerken bir zorbalık politikaları var mı? psikolojik danışmanlardan yardım alınıyor mu? öğretmenler eğitimlere tabi tutuluyor mu? disiplin politikaları nasıl? çocukları birey olarak kabul eden bir sistem mi, yoksa sınav sistemini baz alan bir sistem mi uyguluyorlar? iyi araştırılmalı. Bunların üstünde durmamın sebebi, bir okulda çocuk psikolojisi ön plandaysa, çocuğa değer veriliyorsa, o okulun iyi bir okul olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünmem. Bazı okullar çok yüksek ücretler talep ediyor. Ancak disiplin anlayışları yüz yıl önceden kalma ve çocukların baskı altında olması gerektiğini savunabiliyorlar. Baskı altında bir çocuk öğrenemez, başarılı olamaz. En fazla ezberler ve tesadüfi başarılar elde eder, ancak, psikolojik olarak sağlıklı bir yetişkine dönüşemez.
Pınar hanım’a  bize zaman ayırdığı ve bilgilendirdiği için çok teşekkür ediyorum…

Sevgiler :))
Nüket
Pınar Mermer Hakkında:
Klinik Psikolog Pınar Mermer, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Klinik Psikoloji uzmanlığını Bilgi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Farklı özel hastane ve danışmanlık merkezlerinde anne, baba, çocuklar ve gençlerle çalışmalarını sürdürmüştür. Uzmanlık alanları anne bebek terapisi, hamile ve doğum sonrası danışmanlığı, çocuklarla oyun terapisi, bebek ve çocuk gelişim takibi, farklı gelişen çocuklar ve anne baba eğitim ve danışmanlığıdır. Yavaş Ebeveynlik isimli bir kitabı vardır.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Çocuk ve oyun


Biricikdünyam için yazdığım yazı: Çocuk ve oyun
Çocuk için oyun; yaratıcılık ve hayal gücünün kilididir. Okuma, düşünme, problem çözme becerilerinin yanı sıra motor becerilerini de geliştirir ki bu da öğrenme için temel oluşturur. Çocuğun dili oyundur ve oyun oynayarak çocukları eğitebiliriz.
Dünyaya geldikleri ilk günden itibaren dış dünyayı tanımaya çalışan çocuklarımızın, zihinsel ve bedensel gelişimlerini oyun ile desteklememiz gerekir. Çocuğumuzun gelişimi için onunla sık sık oyun oynamalıyız. Çocuklar öğrenmek için doğmuşlardır, onların olağanüstü bir öğrenme sistemleri vardır.
Oyun çocuk için ciddi bir iştir ve biz ebeveynlerin oyunu ciddiye alması gerekir. Çocuklar soru sormaya meraklıdırlar, bazen bu yönleri bizi çok zorlasa da çocukların sorularını sabırla cevaplamalıyız.
Çocuklar oyun oynarken özgür bırakılmak isterler. Oyunda kuralları çocuklar koyar ve onlar ne derse o olur :)
Çocuklar kurdukları oyunlarda büyüklerini taklit ederler, bu nedenle çocuklara iyi örnek olmalıyız.
Çocuklar oyun oynarken farkında olmadan öğrenirler, çocuğumuzu başka çocuklarla sık sık bir araya getirmeliyiz. Çocuklar bir arada oynarken işbirliği kavramını da öğrenir. Çocuklar oynarken düşünür, deneyim kazanır ve deneme-yanılma yoluyla öğrenirler.
Çocuklara oyuncak alırken, oyuncağın çocuğun yaşına uygun olmasına dikkat etmek gerekir. Pahalı oyuncaklar yerine çocuğun hayal gücünü kullanabileceği oyuncaklar seçilmelidir. Pilli ve ses çıkararak hareket eden oyuncaklar çocukların yaratıcılığını kullanmalarını engeller. Çocuklar evdeki her türlü malzemeyi oyuncak olarak kullanabilirler. Evlerimizdeki atıkları, işe yaramayan malzemeleri ( karton kutu, teneke kutular, şişe kapakları, kese kağıtları, pet şişeler, kurdeleler, kumaş parçaları, eski dergiler) kullanarak hayal güçleri ile çeşitli oyunlar oynayabilirler.
Çocukların yaratıcılıklarını desteklememiz için, çocuklarımızın ulaşabilecekleri yerlere boya kalemleri ve kağıtlar koymalıyız. Çocuklar kağıt dışında duvarları da boyamayı çok severler ve bütün çocuklar bunu bir kere dener. Ben buna; kızımın odasındaki bir duvarı kağıtla kaplayarak çare buldum. Bunu yapmadan önce tabi ki odasının duvarına benim resmimi yapmıştı… Siz de bunu deneyebilirsiniz, duvardaki kağıdı boyayarak çok eğleniyorlar. Hem daha sonra kağıt dolunca yenisiyle değiştirip eskisini saklayabiliyorsunuz.
Çocuklarınızın sorumluluk duygusunu geliştirmek için, ev işlerinde onlara çeşitli görevler verebilirsiniz. Mesela toz alabilirler, kirli çamaşırlarını kirli sepetine atabilirler ya da sofrayı hazırlamanıza yardım edebilirler.
Çocuklarınızla beraber mutfağa girerek kek, kurabiye, sandviç, salata türü yemekleri beraber hazırlayabilirsiniz. Kendi yaptıkları bu yiyecekleri yemekten ve iltifat almaktan çok hoşlanırlar.
Biliyorum ki hepinizin çocukları sürekli “Anne oynayalım! Baba oynayalım!” diye peşinizden koşturuyor. Eğer oyun oynamanın çocukların dünyasında ne kadar büyük bir önem ve yere sahip olduğunu kavrayabilirsek aynı oyunları tekrar tekrar bıkıp usanmadan oynamak için kendimizde ekstra bir güç bulabiliriz. Bu nedenle ne kadar meşgul olursak olalım çocuklarımızla oynamak için her zaman vakit yaratalım.
Sevgiler :)
Nüket

5 Eylül 2014 Cuma

Artık ben bir anneyim o ise dady

Derin'e verdiğimiz ingilizce eğitimi ile ilgili biricikdunyam.com'da yayınlanan yazım, belki sizi de cesaretlendirir.
Sevgilerimle :)
Nüket

Kızım Derin'e hamileyken her anne baba gibi eşimle sık sık
 nasıl bir bebek olacağı, kime benzeyeceğini düşünür, hayaller 
kurardık. Hatta daha da ileri giderek eğitimi ile ilgili 
planlar yapar, endişelenirdik. Lisan eğitimide bunlardan biriydi. 
İngilizcesi çok iyi olan eşim bu işi üstlendi ve dünyada 
bebeklere dil eğitimi nasıl veriliyor araştırmaya başladı.
Derin doğduğunda artık kararımızı vermiştik. İkinci dil
olarak İngilizce öğretecektik ve eşim Derin ile sadece ingilizce 
iletişim kuracak ben ise sadece türkçe konuşacaktım.
Ve Derin doğduğundan itibaren baba tek bir kelime türkçe kullanmadan
Derin ile iletiim kurdu. İlk başlarda görenler çok şaşırdılar hatta 
eminim içlerinden dalga geçen bile olmuştur :) çünkü gülümseyerek ne dediğini
anlıyormu ki, çocuk daha türkçeyi öğrenmeden ingilizceyi nasıl anlayacak diyenler oldu.
Biz kimin ne dediğine hiç aldırış etmeden, çocuk doktorumuza da danışarak 
bildiğimiz yoldan gitmeye devam ettik.Eşim evde kızımızla sadece ingilizce konuştu
8.aydan itibaren kısa sürelerle sadece ingilizce bebek kanalı seyrettirmeye 
başladık.
(televizyon konusu hassas bir konu o yüzden hiç seyrettirmeyenlerde var, bunu da belirteyim)
 1 yaşına geldiğinde küçük bir bütçe ayırarak Amerikalı bir oyun ablası bulduk.
Aleksandra haftada 1 saat evimize gelip
Derin ile oyunlar oynuyordu ve o zaman Derin'in dil gelişiminin çok iyi olduğunu 
kendi yeğenleriyle nasıl konuşuyorsa Derinle'de aynı şekilde konuştuğunu söylüyordu.
Yaklaşık bir yıl Derinle oynamaya gelen Aleksandra 
ülkesine döneceği için Türkiye'den ayrıldı. Derin artık Aleksandrayı sadece 
fotoğraflarından tanıyor.
Derin ilk başlarda babasının ingilizce konuşmalarına
Türkçe cevap veriyordu ve kesinlikle "dady" kelimesi dışında ingilizce konuşmuyordu.
Bütün bu süreçte yaptığımız hatalar oldu ve bunları düzeltmenin yollarınıda bulduk.
Derin şu an 4,5 yaşında. İngilizce konuşup, filmler izleyebiliyor.Bana "Anne"
 diye seleniyor ve benimle sadece türkçe konuşuyor. Babasına ise konuşmaya
 başladığından beri "Dady" diyor.
Eşim artık kendisine baba demesini istiyor
ama henüz bunu başarabilmiş değil :)
Bebeklere dil eğitimi konusundaki araştırmalarımızı aşağıya maddeler halinde yazıyorum. 
Bu maddelerin detaylı açıklamalarını, başımızdan geçenleri, hatalarımızı ve bütün
 tecrübelerimizi başka bir yazıya saklıyorum.

1- Çocuk ne kadar erken yaşta yabancı bir dil ile tanışır ise o kadar çabuk öğrenir.
 Özellikle ilk yaş çok önemli. İlk 7-8 ayda beyine sesler kayıt edildiği için
yabancı dil ile tanıştırılan çocuk avantaj sağlar.

2- İki dil öğrenen çocuklarda konuşma geç başlayabilir fakat bu önemli değil,
kısa zamanda yaşıtlarını yakalar.

3-Dil eğitiminde tutarlı olmak şart. Tutarlılık için kurallar;
okulda bir dil-evde bir dil veya dışarıda bir dil-evde bir dil veya 
anne bir dil- baba bir dil

4- Dil gelişiminde en zor kısım konuşmaya başlaması. Fakat çocuk ikinci dili anlıyor 
ise gerekli zaman verilir, sabır gösterilir ve gerekli bazı noktalara
 dikkat edilirse konuşmaya da başlar.

5-2 dille büyüyen çocukların beyin ve zeka gelişimi de olumlu yönde etkileniyor.

6-Bir dili öğrensin sonra ikinci bir dili öğretmeye başlarız demek yanlış bir düşünce. 
Küçük çocuklar aynı anda birden fazla dili öğrenebilirler.
Ancak aynı anda 4-5 dil konuşulan ülkelerde çocukların dil gelişimi olumsuz yönde 
etkilendiği görülmüştür, bunlarda insan yavrusu sonuçta :)

7-Destek olmak için çocuğa ikinci dilde kitaplar okunabilir, çizgi filmler seyrettirilebilir,
şarkılar öğretilebilir.

8-Çocuk ikinci dili ders gibi değil doğal ortamında öğrenmelidir.

9- Bebekler iki lisanı yetişkinlerden çok daha iyi algılayıp ayırd ederler. Kesinlikle 
kafaları karışmaz.

10-iki dille büyüyen çocuklar üçüncü dili çok daha rahat ve kolay öğreniyorlar,
üçüncü dili kullanmasalar bile bizlere göre daha geç unutuyorlar.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Derin'in kitaplığı-1

Derin'in en sevdiği kitaplarından ilk üçü diyebilirim. Bıraksan her gece bunları okutacak hiç bıkmıyor :)
Ben de çok seviyorum çünkü resimleri çok güzel, içinde çeşit çeşit resimler var. Çocuklar resimlerle dolu bu kitabın sayfaları arasında çeşitli şeyleri ararken hem bulmaca çözmenin zevkini tadıyor hem de sayı sayma becerilerini geliştiriyorlar.
Kitap Tübitak Popüler Bilim Kitaplarından.
Yaş: 3+
Ben Derin'e 3 yaşından önce almıştım sadece resimlerine bakarak bile eğleniyordu.

Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez ( Viktor Hugo )

Sevgiler :))
Nüket




1 Kasım 2013 Cuma

Keçe Atölyesi duyurusu


Şirin Çarşı'da kasım ayında keçe atölyesi var, çalışanları da düşünerek atölyeyi 2 gün yapıyoruz, isteyen çarşamba günü isteyen de cumartesi günü katılabilir. Atölyede neler mi yapacağız? Kendiniz için cüzdan, çocuklarınız için; kız ise taç ve toka takımı. Erkek çocuklar için, trenli şirin bir kravat :) Atölyemize katılmak, beraber bir şeyler üretmenin keyfini yaşamak, şirin çarşı ekibi ve benimle tanışmak isterseniz detaylar şirin çarşı'da...


Görüşmek dileğiyle, sevgiler :))

Nüket Tuzcuoğlu

1 Ekim 2013 Salı

DEHB Semineri notlarım..


Bu yazımda duyurduğum DEHB semineri dün zamane kahvesinde, izkoçluk, JST Coaching llc, Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu ve İnternet Anneleri tarafından gerçekleşti. Katılımın oldukça fazla olduğu seminer, internet annelerinin katkılarıyla online olarak da paylaşıldı. Amerikalı DEHB Koçu Jodi Sleeper Triplett ve Elgiz Henden anlattılar ben de sizler için not aldım.

Öncelikle DEHB nedir?
Tıbbi, psikolojik ve eğitime bağlı olan tüm kuruluşların ana görüşünün sonucu olarak Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) beyin temelli, gerçek tıbbi bir bozukluktur.

Dkkat eksikliği ve hiperaktivitenin nedeni kesin olarak bilinmiyor. Ancak DEHB, ahlaki değerlerin, zayıf ebeveynliğin, aile sorunlarının, zayıf öğretmenlerin ya da okulların, fazla televizyon, yiyecek alerjileri ya da çok fazla şekerin sebebiyet verdiği bir durum değildir.
 DEHB'in en çok kabul gören nedenleri;
Oldukça yüksek oranda Genetik.
Zor doğum, doğum sırasında yaşanan sorunlar.
Düşük doğum ağırlığı
Hamilelik sırasında sigara ve alkol kullanımı.
Beyin hastalıkları ve hasarları 

Dehb'li çocuğunuza kullanacağınız dil yargılayıcı değil öğrenici ve destekleyici olmalıdır.

. Hiperaktif              . Enerjik
. İnatçı                     . Tuttuğunu koparan
. Cüretkar                . Risk alan
. Kışkırtıcı                . Yenilikçi / İnnovativ
. Münakaşacı           . İkna eden
. Kötü el yazısı          . Bir gün doktor olabilir :)

 Dehb'li çocuğunuz varsa, kullandığınız dili değiştirmelisiniz. Mesela;
İzin veriyorum yerine senin için iyidir, senin için bir sorun değil.
-meli, -malı yerine olabilir.
zorundasın yerine tercih edersin.
bu bir ayrıcalık yerine bu senin için özeldir.
Bu senin sorumluluğun yerine bu senin için bir fırsat
uyarıyorum yerine hatırlatıyorum.
bekliyorum yerine tercih ederim.
söylemiştim yerine istemiştim.

DEHB'li çocuklar beden dilinden anlamazlar. Hem beden dilini hem de sözel ifade kullanılmalıdır.

DEHB teşhis edilmemiş veya tedavi edilmemişse,
Okulda problemlere ve mezun olamamaya,
İşte problemlere, verimliliğin düşmesine ve kazancın düşmesine,
İlişkilerde sorunlara,
Daha fazla trafik kazalarına,
Aşırı yeme ve obeziteye,
Yasalarla sorun yaşamaya sebep olur.


                                  Jodi Sleeper Triplett

DEHB'in teşhisini psikiyatristler koyar. Şu an mevcut tedaviler, DEHB semptomlarını azaltmaya ve işlevselliğini arttırmaya yönelik tedavilerdir. Tedavilerin içinde ilaç, çeşitli psikoterapiler, davranış terapileri, eğitim ya da eğitsel destek yer almaktadır.  Genellikle DEHB'li kişiler bu tedavilerden birkaçını alırlar.




Dr. Russel Barkley'in DEHB'li çocukları olan anne ve babalara tavsiyeleri ise şunlar;

- Kurallar koyduğunuz zaman bunların çok spesifik olmasına dikkat edin ve yazıp asın.
- Ödülleriniz  çocuklarınız için anlamlı ve güçlü ödüller olsun.
- Sık sık geri bildirim yapın, çocuğunuza onun ne yaptığının farkında olduğunuzu gösterin.
- Çocuğunuza beklentileri ve planları konusunda yardım edin.
- Çocuğunuzun iyi günleri olabileceği gibi kötü günleri de olabileceğini göz önünde bulundurun.
- Olumsuzluklar,yapamadığı şeyler, cezalara odaklanmak yerine olumlulara odaklanın.
- Bir karakter sorunu ile değil, biyolojik sorunla mücadele etmekte olduğunuzu her zaman hatırlayın.
- Çok konuşup nasihat vermeyin, davranışlarınız daha öğretici olacaktır. 
- Espri anlayışınızı kaybetmeyin ve sabırlı olun.
- Kendinize ve çocuğunuza karşı hoşgörülü olun. Bu işte birliktesiniz ve elinizden geleni yapıyorsunuz.


Sormak istedikleriniz için Jodi'nin bilgileri;
Jodi Sleeper Triplett MCC, SCAC, BCC
JST Coaching llc
Premiere ADHD Coach Training Company
www.jstcoach.com
jodi@jstcoach.com

Fotoğraflar için Yeşim Mutlu'ya ve seminerde emeği geçen herkese teşekkürlerimle..

Sevgiler :))

Nüket Tuzcuoğlu






19 Eylül 2013 Perşembe

ABD'li koç Jodi SleeperTriplett'ten ücretsiz "Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite" semineri

STET Derneği  (Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu ) , İz Koçluk ve JST Koçluk tarafından İstanbul'da 30 Eylül Pazartesi günü 11:00-13:00 saatleri arasında Bağdat Caddesi Zamane Kahvesi'nde gerçekleşecek olan seminer, ABD'de DEHB hareketini başlatan ve bu alanda dünyadaki en önemli isimlerden biri olan Jodi Sleeper Triplett tarafından verilecek.

Katılım için gerekli bilgiler aşağıdaki görselde. Ben orada olacağım, seminer sonrası notlarımı da sizlerle paylaşırım.

Sevgiler

Nüket Tuzcuoğlu







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ShareThis